REDSTONE FRANCHISE BAŞVURUSU İÇİN HEMEN TIKLAYIN! Uluslararası ve %100 Türk Sermayeli Gayrimenkul Franchise Şirketi
Röportajlar

Deva Partisi Gebze İlçe Başkanı Kemal Memiş: İktidar Gittiğinde, Arkasında Büyük Yıkım Bırakacak!

Haber41 Kocaeli olarak Demokrasi ve Atılım (Deva) Partisi Gebze İlçe Başkanı Av. Kemal Memiş ile Deva Partisi ve Türkiye Gündemine ilişkin bir röportaj gerçekleştirdik. Deva Partisi’nin Gebze İlçe Merkezindeki konferans salonunda gerçekleştirdiğimiz samimi sohbetimizde bizlere göstermiş olduğu misafirperverlik ve verdiği samimi yanıtlar için Kemal Memiş’e teşekkür ederiz. Kendisine, ekibine ve Deva Partisi’ne çıktıkları yolda başarılar dileriz.

İktidar Gittiğinde, Arkasında Büyük Yıkım Bırakacak!

Özetle siyasi iktidarın yozlaştığını ve Türkiye’nin siyasi, ekonomik, ahlaki ve kültürel anlamda bir çöküş yaşadığını belirten Kemal Memiş, “Bu siyasi iktidar er geç inecektir. Bu bir seçime bakar. Vatandaşın fiskesine, oyuna bakar. Ama bütün bu tahribattan, yıkımdan nasıl çıkacağız? Bu manevi çürümüşlükten nasıl sıyrılacağız? İşte bizi bekleyen asıl büyük soru budur” dedi.

Deva Partisi’nin Gebze’de teşkilatlanmasıyla ilgili kısmen zorluk yaşadıklarını ifade eden Memiş, tüm zorluklara rağmen teşkilatlarını kurarak güçlü bir şekilde çalışmaya başladıklarını söyledi. Memiş, “Başından beri çok ciddi bir gönüllü altyapımız hazırdı. Bu sebeple teşkilata insan kazandırma konusunda zorluk yaşamadık ve hayâl kırıklığına uğramadık. Bilâkis onların içerisinden bir yönetim çıkarabilmekte oldukça zorlandık” dedi.

İşte Deva Partisi Gebze İlçe Başkanı Kemal Memiş ile röportajımızın satır başları:

Deva Partisi’nin arkasında İngiltere mi var?

Kemal Memiş, “Deva Partisi’nin arkasında İngiltere mi var?” söylentilerine açıklık getirdi. “Deva Partisi’nin arkasında Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları vardır” diyen Memiş şu ifadelere yer verdi:

“Bu tür söylentiler Türkiye Siyasetinde zaman zaman ortaya atılan, konuşulan şeylerdir. Bunlara itibar etmemek gerekir. Deva Partisi’nin arkasında millet vardır. Türkiye’nin dört bir yanından insanlarımız var. Deva Partisi, toplumun şu anda yaşadığı sıkıntı ve sorunların çözülmesi, ihtiyaçların giderilmesi noktasında Türkiye’nin her yerinden bir araya gelmiş insanların oluşturduğu bir partidir. Arkasında, önünde, sağında, solunda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vardır. Maddi – manevi imkânlarıyla, varlıklarıyla, birikimleriyle, fikirleri ve düşünceleriyle memleketin yarınları için, sıkıntıların üstesinden gelinmesi ve yeni bir Türkiye’nin oluşumuna katkı sunmak için partimizde bir araya gelmiş vatandaşlarımız vardır. Eskiden şehir efsaneleri olurdu, artık internet efsaneleri var, bu tür söylentiler, bu efsanelerin bir ürünüdür. İtibar edilmemelidir.”

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan

Ali Babacan, Türkiye’nin İhtiyacı Olan Bir Ekonomisttir

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ekonomist olmadığı yönündeki eleştirilere “Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan, ekonomist değil ise 11 yıl boyunca bu ülkenin ekonomisini nasıl idare etti?” diyerek cevap veren Memiş, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kişi başına düşen milli geliri en yüksek seviyeye nasıl çıkardı?” diye sordu. Memiş şöyle devam etti:

“Genel Başkanımız ekonomiden çok iyi anlayan bir insandır. Bu konuda kendisini geliştirmiş ve yetiştirmiş, son derece akıllı bir insandır. Akıllılık konusunda bilirsiniz, bir teori vardır: Akıllı insanların ikinci bir özelliği de başka akıl ve fikirlerden akıllıca yararlanmayı bilen insanlardır. Dolayısıyla Genel Başkanımız ortak akla inanan, güvenen, ortak aklın, ortak istişarenin, ortak fikir birliğinin çok daha güçlü ve başarılı sonuçlar getireceğine inanan bir insan olduğu için bütün çalışmalarında bu konuda yeterli, yetkin insanlarla çalışmış, bakanlık yaptığı sürelerde de bu şekilde bir politika izlemiştir. Dolayısıyla şu anda da Türkiye’nin ihtiyacı olan adamlardan birisidir. Nasip olur da yetki eline geçerse, daha üst seviyede bir başarı yakalayacağına inanıyorum.”

Türk Siyaseti Tek Tip İnsan, Tek Tip Fikir Anlayışına Evrildi

9 Mart 2020 tarihinde kurulan Deva Partisi’nin Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde kurumsallaşma, teşkilatlanma yapılanmasını sıfırdan oluşturmuş, oluşturmaya devam eden bir siyasi parti olduğunu hatırlatarak, “Yeni bir yola çıkmak; fikir alt yapısı anlamında, bu fikirleri güçlü bir şekilde taşıyacak ve siyasi bir organizasyona dönüştürecek insan kaynağı anlamında, maddi ve manevi külfetler anlamında kolay değildir. Dolayısıyla tüm bu yeniliklerle ilgili zorlukları parti olarak biz de yaşadık” diyen Kemal Memiş şöyle devam etti:

“Türk siyasi tarihi; gittikçe daralan ve tek kişi iktidarına, hatta tek tip insan, tek tip fikir anlayışına dönüşen, insanları sen ve ben diye ayıran bir sürece doğru evrildi. Dolayısıyla o kendini her şeyin sahibi, hükümranı zanneden anlayışın karşısına sizler yeni bir fikir, yeni bir siyasi organizasyon ortaya çıkardığınızda türlü zorluklar yaşanıyor. Biz de o zorlukları kısmen Gebze’de yaşadık.”

Zorlukları Geride Bıraktık, Hazırız

Kaliteli, etkin ve yetkin insanları bir araya getirmekte değil, bu nadide topluluğun içerisinden ilçe yönetimi kurmakta zorlandıklarını söyleyen ve bundan mutluluk duyduğunu ifade eden Kemal Memiş, “Türkiye toplumu çok dinamiktir ve baskılara gelen bir toplum değildir. Bu bakımdan başından beri çok ciddi bir gönüllü altyapımız hazırdı. Bu sebeple teşkilata insan kazandırma konusunda zorluk yaşamadık ve hayâl kırıklığına uğramadık. Bilâkis onların içerisinden bir yönetim çıkarabilmekte oldukça zorlandık. Bundan sonra da zorluklar devam edecektir, fakat biz her türlü hava ve zemin koşullarına alışık olduğumuzu düşünüyoruz. Bu açıdan çok güzel bir ekip oluşturduk ve zorlukları geride bıraktık” dedi.

22 Mart Krizinin Bedelini Hepimiz Ödüyoruz

İstanbul Sözleşmesi’nin lağvedilmesi, Merkez Bankası Başkanının görevden alınması ve akabinde Doların tarihi zirveyi görmesiyle sonuçlanan 22 Mart Krizi ile ilgili değerlendirmede bulunan Deva Partisi Gebze İlçe Başkanı Kemal Memiş, “Bu iktidardan bu beklenirdi. Neresinden tutarsanız tutun, yanlış bir süreçti. Bedelini hepimiz ödüyoruz” dedi. Memiş şunları kaydetti:

“Bir Cuma sabahı gördük ki, İstanbul Sözleşmesi lağvedilmiş, hemen aynı günlerde Merkez Bankası Başkanı dört ayını doldurmadan görevinden alınmış, sonuç olarak Pazartesi günü piyasalar alt üst olmuştu. Mesleğimiz gereği ticaret piyasasının içinde olan biri olarak da ifade edebilirim ki, çok ciddi bir ekonomik sıkıntı yaşandı bu süreçte. Dolar bir anda 8,20’lere çıktı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 1 Dolar başına 1 Lira kaybetti. Bu durum bütün sektörlere yansıdı. Dolar ve döviz dediğimiz konunun istikrarsız şekilde sürekli inip çıkması, piyasaları çok ciddi anlamda etkiliyor. Hangi akıl, hangi fikir, hangi düşünceyle bu kararlar alındı bilmiyoruz, ama bilimsel bir mantıkla veya memleket düşünülerek atılmış bir adım olduğunu düşünmüyorum.

Zaten sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz, güven ortamı yok. Zamanında yedek akçe olarak kenara konulan bu ülkenin Merkez Bankasının paraları çarçur edilmiş. Kamusal hizmetlerde, özellikle vatandaşa ve esnafa ekonomik destek anlamında bir sıkıntı var. Bu açılardan baktığımızda hiç tasvip etmediğimiz bir olaydı 22 Mart Krizi. Bu iktidardan da bu beklenirdi.

Bu yapının artık her yönüyle değiştiğini, çürüdüğünü ve gerçekten yarın ne olacağını kestiremediğimiz bir anlayışa dönüştüğünü görüyoruz. Bu durum ekonomide, vatandaşta ve yatırımcıda ciddi bir güvensizlik ortamı oluşturuyor. Bundan dolayı insanlar harcama yapamıyor. Üç-beş kuruşu varsa kenara koyuyor. Yatırım imkânı varsa yatırım yapmaktan korkuyor. Dar gelirli insan da bir sonraki günü veya akşamı düşünmek durumunda kalıyor. Hakikatten nereden baksanız tutarsız ve yanlış bir süreçti. Bedelini de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak hep birlikte ödüyoruz.”

İttifak, Parti Gündemimizde Yer Almıyor

“Deva Partisi’nin Türkiye siyasetine çıkmasının ana sebebi, muhalefeti ve iktidarıyla, siyasi organizasyonun ve siyasi kültürün çok ciddi anlamda yara aldığı iddiasıdır” diyen Memiş, parti gündemlerinde ittifak olmadığının altını çizdi ve şunları kaydetti:

“Esasen Türkiye’de siyasi kültürün ve siyasi altyapının değişmesi gerekiyor. Biz parti olarak şu ittifak veya bu ittifak meselesinden çok siyaset mekanizmasının; kültürel kodlarıyla, dayandığı ilkeler ve değerlerle yeniden ele alınarak, hatta siyasete mesafeli olan nitelikli insanların tekrar siyaset sahnesine çıkarak, yenilenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Geldiğimiz noktada önce bunu sağlamamız gerekiyor. Teşkilatlarımızı tamamlamamız gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi bugün ittifakları zorunlu kılıyor. Fakat parti olarak ittifak meselesi gündemimizde yer almıyor.”

Ne Yazık ki İktidar, Liyakat Ehli Olmadığını Her Yerde Belli Ediyor

Koronavirüs Salgını sebebiyle iktidarın aldığı yasakları ve pandemi yönetimini de eleştiren Kemal Memiş, “Ne yazık ki İktidar, liyakat ehli olmadığını her yerde belli ediyor” dedi. Memiş şöyle devam etti:

“Şüphesiz acı bir tablo, fakat toplum olarak biz bazen acıları esprilerle, nüktelerle ifade ederiz. Bilirsiniz, Şener Şen’in oynadığı bir reklam vardı, aç kapa, aç kapa. Ne yazık ki İktidar, liyakat ehli olmadığını her yerde belli ediyor. Genel Başkanımızın bundan birkaç yıl önce çok güzel bir ifadesi vardı Dedi ki; ‘Türkiye en az yirmibir gün, belki bir ay, çok zorunlu meslekler ya da işler dışında kapanmalıdır. Herkes bir ay kendisini idare edecek bir ekonomik imkâna sahiptir. İmkânı olmayanlara da devlet el atmalıdır. Kamu ve özel sektörün bütün sıkıntıları, borçları, alacakları vb. bir yıl ötelenmelidir. Bu şekilde biz bu pandemiyi kontrole alırız, ondan sonra da ne yapılacaksa ona göre hareket edilir. Elbette yurtdışı çıkışlar ve 14 günlük karantina süreçleri sağlam şekilde uygulanmalıdır.’ Fakat Türkiye, bunu bir türlü yapmadı. Aylarca hafta sonları evde kaldık, bazen bir hafta evin içinde kaldık. Yaz sıcağında evde kaldık. Hepimizin milletçe psikolojisi bozuldu. Haziran ayıyla birlikte sanki Covid de tatile çıkmış gibi, hepimiz tatillere çıktık. Gezdik, normal hayatımıza döndük, yeni normal denildi bizlere. Biz de o yeni normale iktidar sahiplerinin, yetkililerin açıklamalarına kanarak normal hayatımıza döndük. Sonra hepimiz patır patır dökülmeye, hasta olmaya başladık. Birçok insanımızı, büyüklerimizi, anne babalarımızı kaybettik. Bu kadar sıkıntıyı, işimizinden gücümüzden olmayı, eve kapanmaları neden yaşadık o zaman?”

Hükümet, Bilim Kurulu Kararlarını Uygulamıyor

Bilim Kurulu’nun aldığı kararların Hükümet tarafından kabul edilmediğini, zaman zaman yarısının uygulandığını, çoğunun uygulanmadığını söyleyen Kemal Memiş, “Hükümet bu konuda bilimsel verilere göre ya da kendi oluşturduğu Bilim Kurulu’nun ortaya koyduğu verilere göre iş yapmıyor” dedi ve şunları söyledi:

“Esnaf, birçok işyeri kapatıldı. Sonra tekrar açabilirsiniz denildi. Deva Partisi olarak Gebze sokaklarında dolaştığımız da gördük ki, birçok işletmenin kapısı tekrar açılamamıştı. Özellikle lokanta, kafeterya gibi hizmet sektörleri ciddi anlamda sıkıntı yaşıyor ve hatta kendi aralarında da görüşüp bir dernekleşme süreci başlattıklarını biliyoruz. O kadar dertliydi ki bir esnafımız, yarım saat o dükkandan çıkamadık. Her birinin en az üç-beş tane çalışanı var, onların yaşadığı sıkıntılar var. Elinde avucunda ne varsa kaybetmiş. Bu kadar acımızın, sıkıntımızın bedeli nerede, kime sorulacak o a da apayrı bir sıkıntı.”

Devlet Destek Vermek Yerine, Iban Numarası İstedi

İktidarın pandemi sürecini açık ne vet şekilde yönetemediğini söyleyen Memiş, yapılan israf ve savurganlık sonucunda felaket günlerinde kullanmak üzere yüklü miktarlarda paranın hiç edildiğini söyledi. “Bizim ak akçe karagün içindir dediğimiz Merkez Bankamızın 130 milyar doları nerede?” diye soran Memiş, şunları kaydetti:

“Bu tür felaketler tabi ki yaşanır, savaşlar olur, depremler yaşanır, salgınlar ortaya çıkar. Devletlerin de var olma sebebi budur zaten. Toplum kendi güvenliği, kendisinin tek başına yapamayacağı bir takım ihtiyaçları için devlet dediğimiz organizasyona özgürlüğünü veriyor, vergi veriyor, askerlik yapıyor, hizmetini yapıyor ve diyor ki, benim bu zor zamanlarımda, bu tek başıma yapamayacağım işlerde devlet olarak arkamda ol, bana destek çık. Modern devletler de gelecek tüm bu felaket senaryolarına bir takım hazırlıklar yapıyorlar. Belli bir bütçe hazırlığı yapıyorlar. Mesela bizim ak akçe karagün içindir dediğimiz Merkez Bankamızın 130 milyar doları nerede? Bu paralar ortada yok! Bu paralar hiç edildiği için pandemi ile mücadele sağlıklı yürütülemedi. Pandemiyle mücadele konusunda bilimin gösterdiği yol doğrultusunda bir takım uygulamalar yapılamadı. İnsanlar çalışmak zorunda kaldı çünkü devletten gelen bir destekleri olmadı. Tek bir şey vardı: TV’lerde IBAN numarası!”

“Bu konuları düşünen sorumlu Hükümetler tarafından idare edilen ülkeler bütün bu felaketlere karşı maddi ve manevi olarak, devlet organizasyonu açısından da tüm kurumlarıyla çok güzel şekilde milletlerinin arkasında durdular ve kimse mağdur olmadı” diyen Deva Partisi Gebze İlçe Başkanı Kemal Memiş, Almanya’daki sınıf arkadaşıyla yaptığı bir konuşmayı anlatarak Merkel Hükümeti’ni örnek gösterdi. Memiş şöyle devam etti:

“Almanya’da bir sınıf arkadaşım var. Orada okudu ve şu anda orada avukatlık yapıyor. Bundan birkaç ay önce aradım, çok geçmiş bir zaman değil ve dedim ki, ‘Biz basından duyuyoruz, Merkel Hükümeti 900 milyar Euro, 1 trilyon Euro dağıtmış falan diye, nedir bunun gerçeği, işin aslı nedir, anlatır mısın?’ ‘Abi son beş – altı ay için dağıtılan, yatırılan para o’ dedi, ‘Öncesi de var’ dedi. Artı büyük şirketlere yatırımları ve üretimleri sürsün diye bir takım teşvik kredileri de çok uygun şekilde sağlanmış. Çok fazla para dağıtıldı Almanya’da çünkü hazırlıkları vardı. Parasını çarçur etmiyordu.”

İktidar, Lâle Devri Savurganlığını Yaşıyor

“Şimdi siz Cuma namazlarına 50-100 tane makam aracıyla giderseniz, itibarda tasarruf olmaz deyip Osmanlı’nın o savurganlık ikonu Lale Devri Kültürünü sürdürürseniz tabi ki o ak akçe, kara günler için kalmaz. Çünkü sepette, ambarda hiçbir şey bırakmamışsınız. Felaket geldiğinde, çekirge tarlalara saldırdığında kilerinizde çıkaracak bir şeyiniz kalmamış.”

“Hazıra dağ dayanmaz” diyerek belediyelerdeki savurganlığı da eleştiren Kemal Memiş, “Savurganlık olduğu sürece vatandaşa pandemi desteği verilemez” dedi ve şöyle devam etti:

“Belediyeleri, kurumları bir gezin. Sizlerin, benim yıllarca çalışıp alamayacağımız marka marka araçlarla dolu. Hazıra dağ dayanmaz. Siz har vurup harman savurursanız, avucunuzda pandemi döneminde vatandaşa el uzatacak bir şey de kalmaz. İnsanlar sokağa çıkmak, çalışmak, kendisine bakmak zorunda. Çocuğuna mama götürmek zorunda. Evine ekmek götürmek zorunda. Siz mi götüreceksiniz? Evlerinde açlıktan ölseler haberiniz olmayacak. İnsanlar mecburen hayata katılmak zorunda. Bu da bütün bu şartlar altında kontrol edilemez bir hale geliyor. Hükümet iki adım geri, bir adım ileri, aç-kapa yaparak, kontrolsüz, altı üstü sağı solu belli olmayan, belli bir planlama yapmadan, kümülatif olarak, hangi fikirle yapıldığı çok belirsiz, sahadan, gerçeklerden kopuk bir takım yasaklar getiriyor. Böyle pandemi süreci yönetilemez ki, zaten durumumuz ortada.”

Türkiye’deki Muhafazakar Kesim Farklı Hayatlara Doğru Evriliyor

Pudraşekeri olarak hafızalarımızda yer edinen Türkiye gündemini epeyce meşgul eden, yeni tartışmaların doğmasına yol açan Kürşat Ayvatoğlu olayı ile ilgili düşüncelerini de paylaşan Kemal Memiş, “Tek kişinin şeytanlaştırılmasıyla işin içinden çıkamayız. Bu konu tek kişinin de ötesinde, derin bir ahlaki ve toplumsal yıkımın göstergesidir” dedi. Memiş sözlerine şöyle devam etti:

“Pudraşekeri konusu, sosyal medya başta olmak üzere gençler arasında bir magazin esprisine dönüştürüldü. Esasen bu olayın iktidar ve toplum olarak nasıl bir gençlik yaratıldığı noktasında acı bir tarafı var. Tek kişinin yaptığı bir hata olarak ele almaktan kaçınmak gerekiyor konuyu. Bu durum aslında bir çürümüşlüğü, bir zihniyetin nereye geldiğini gösteren acı bir örnek. Özellikle muhafazakar, hatta mütedeyyin diyebileceğimiz bir takım yapıların, Türkiye’deki sosyolojik dokuların madde kullanımı da dahil bir takım farklı dünyalara, hayatlara nasıl evrildiğini gösteren acı bir örnek. Dindar nesil deyip de yola çıkan siyasi iktidarın nasıl bir nesil yarattığını ve aslında büyüklerin yaptığı hataların nasıl bir gençlik çürümesine sebep olduğunu göstermesi açısından çok acı bir örnek.”

Bu Enkazdan Nasıl Çıkacağız?

“Bizim sadece siyasal bir dönüşüme talip olmamız yetmiyor. Bizim gerçekten ahlâki, entelektüel, Türkiye Toplumunun insani değerlerini evrensel değerlerle bütünleştiren yeni bir anlayışa, yeni bir bakışa, yeni bir çıkışa da ihtiyacımız var” diyen Kemal Memiş, İstanbul Sözleşmesi gibi yapılan güzel çalışmaların derin birer sıkıntıya dönüştüğünü ve bu sıkıntıların çözüm yerine iktidar tarafından siyasi malzeme yapılmasını eleştirdi. Memiş şu ifadelere yer verdi:

“Bakınız İstanbul Sözleşmesi gibi her çalışmanın, her güzel şeyin toplumu, gençliği, insanları, kadınları daha ileri ve sorunları çözücü bir noktaya getirmesi beklenir. Fakat bugün bu tür çalışmaların nasıl birer sıkıntıya dönüştüğünü ve bu sıkıntının siyasi iktidar tarafından sürekli malzeme yapılmaya çalışıldığını hepimiz görmekteyiz.”

İktidar Gittiğinde, Arkasında Büyük Yıkım Bırakacak!

Siyasi iktidarın yozlaştığını ve Türkiye’nin siyasi, ekonomik, ahlaki ve kültürel anlamda bir çöküş yaşadığını belirten Kemal Memiş, “Bu siyasi iktidar er geç inecektir. Bu bir seçime bakar. Vatandaşın fiskesine, oyuna bakar. Ama bütün bu tahribattan, yıkımdan nasıl çıkacağız? Bu manevi çürümüşlükten nasıl sıyrılacağız? İşte bizi bekleyen asıl büyük soru budur” dedi. Memiş şunları kaydetti:

“Bu tablo bizlerin omzuna büyük yük bindiriyor. Ben bu bilinçle bakıyorum, Deva Partisi de bu bilinçle bakıyor. Eminim aklı başında her siyasi yapı da bu anlayıştadır. Biz bu gençlerimizi nasıl kaybettik, ona bakmak lazım.”

Başaran Grup
Başaran Grup

Ayvatoğlu Olayını Anlamak İçin 2013 Yolsuzluklarına Bakmak Lazım

Ayvatoğlu olayını toplumdaki çürümeyle ilişkilendiren ve tek kişi üzerinden değil de, topyekün milletçe sorgulanması gereken bir konu olarak ele alan Kemal Memiş, “Ayvatoğlu olayını anlamak için 2013’teki o yolsuzluk olaylarına bakmak lâzım” dedi.

“Bugün o yolsuzluklar veya ondan da önce başlayan çürümeler toplum ve siyasi iktidar tarafından zamanında üzerine gidilseydi, milyonluk saatler takan bakanlara hesap sorulsaydı bugün kokain kullanan gençler olmayacaktı” diyen Memiş şöyle devam etti:

“Bizler, Deva Partisi olarak her fırsatta, her platformda konuşuyoruz, fikirlerimizi paylaşıyoruz. Artık bütün bu güzel konuşmaları, güzel fikirleri bir araya toplayıp, bir metne dönüştürüp icraata dökme zamanıdır. Bu hususta muhalefet partilerine çok ciddi görevler düşüyor. Yarın iktidar yetkisi kendilerine verildiğinde bunun altından topyekün nasıl çıkarız, bunun projelerini geliştirmek gerekiyor. Omuz omuza vermek lazım, onun günü de gelecek. Biz Deva Partisi Gebze İlçe Başkanlığı olarak üzerimize düşen sorumluluğu lâyıkıyla yapmaya gayret ediyoruz. Artık çok söz söyleme değil, güzel işler yapma, güzel ameller ortaya koyma zamanıdır. Biz buna hazırlanıyoruz. Hiçbir vatandaşımızı ve hiçbir siyasi partiyi dışlamadan birlikte ne yapabiliriz düşüncesini geliştiriyoruz.”

(Röportaj: Selçuk Erat – Nazlı Üstün) Haber41 Kocaeli, Nisan 2021

Gebze Haber Merkezi

Gebze Haber Merkezi | Gebze'nin Haber Merkezi. Özgün, Yaratıcı, Yenilikçi Bakış Açısı ile Doğru, Tarafsız, Araştırmacı Gazetecilik.

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Emeklerinize sağlık. Böylesine derinleme bir röportaj yerelde inanılmaz basarili. Gebze için Kemal Beye başarılar dilerim. Gebze bölgesinin yıllardır süre gelen sorunlarına çözüm olmalarını bekliyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu