REDSTONE FRANCHISE BAŞVURUSU İÇİN HEMEN TIKLAYIN! Uluslararası ve %100 Türk Sermayeli Gayrimenkul Franchise Şirketi
Gebze Haber

Gönül Dağını Titreten Ozan: Neşet Ertaş

Neşet, ağaran her günün sonunda pervazlara konan kuşların gagasından dökülen neşeli türküler gibi insanı insana kavuşturur. Anılar birikir, acılar koyulaşır, hançerede boğulan bir çift söz göğün kapısını aralar. Kederle, gurbetle, özlemle hazırlıksız yakalanan günlerin yakasına umudu not eder. Adını yazamayan seyirlik bir özne gibi gizlemez kendini Neşet. Yapraklarına darılan ağacın hüznü; işten eve dönen babanın mutluluğuna katiptir. Akşamüstü bir Kırşehir türküsüne yarenlik eder. Herkesin kalbini evde unuttuğu bu kente, gurbet kuşlarına dal olur, tozuna yenik düşürmez serçeleri. Nehirler, dereler, dağlar gezdirir bağrında. Günbatımı onda güzeldir; kuşluklar onda. Bozkırın kalbinde serpilen ilkyaz çiçekleri onda güzeldir. Güneş doğar, su yürür, gölge kendini avutur. Herkesin herkesi üzdüğü bu çağda, tarazlanmış düşlere baba şefkatiyle ayna olur. Kapıda bekleyene, pencerede uyuyana, avluda nöbet tutana susuzluğunu hatırlatır.  

Anadolu Türk Halk Müziğinin efsanesi Neşet Ertaş’ın aramızdan ayrılışının üçüncü yılı. Her geçen gün büyüyen boşluğunu, türkülerini, bozlaklarını, uzun havalarını dinleyerek doldurmaya çalışıyoruz. Neşet Ertaş Anadolu’nun makus talihinden nasibini alarak, geçim zorluğu ve sıkıntılarla gençliğini geçirmiş bir ozan. Yokluk, parasızlık, çaresizlik Ertaş’ı doğup büyüdüğü topraklardan İstanbul’a göçmek zorunda bırakmış. Elindeki sazından, yüreğindeki sevgiden başka serveti bulunmayan Ertaş, özünü ve köklerini unutmayarak, kültürel bir mirası gelecek kuşaklara başarı ile taşımış, Türk halkının benimsediği, sevdiği , saygı duyduğu bir sanatçı hâline gelmiştir.

Yirmili yaşlarda ilk plağını çıkaran Ertaş, peş peşe çıkarttığı albümlerden sonra 1960’lı yıllarda isminden sıkça söz ettirmeyi başarmıştır. Küçük yaşlarda babasıyla beraber düğünlere gidip, keman ve bağlama çalan Ertaş, Anadolu insanında derin izler bırakmıştır. Ölümünden sonra memleketi Kırşehir’de yapılan bir televizyon programında, vatandaşlardan birine Ertaş hakkında sorulan bir soru üzerine ‘’Derdimizin dermanını kaybettik’’ demesi Anadolu insanının Ertaş’ı nasıl sahiplendiğinin en güzel örneğidir. Zamanla Ertaş, Anadolu’dan gördüğü değeri, şehir insanından da görmeye başlayacaktır.

Kara suratlı bu garip, 1960’lı yıllarda Ankara’da Leyla ile tanışarak, babasının rızası olmamasına rağmen evlenir ve evliliği on yıl sürer. Babası Muharrem Ertaş, ‘’Evvelde tutmadın Neşet sözümü/Öksüz koydun yavrularını kuzunu/Almasaydın Boluluların kızını/Son pişmanlık fayda vermez evladım’’ diyerek, oğluna sitemini bildiren bir türkü yakar. Neşet Ertaş’ta daha sonra, ‘’Aşkı kimden aldın sevgiyi kimden/Aslı bozuk deme gel şu insana/Soracak olursan eğer ki benden/Aslı bozuk deme gel şu insana’’ diyerek, babasına cevap verir.

Neşet Ertaş, yaşadıklarını bire bir sazına sözüne döktüğü için, ‘Neşet Baba’, ‘Bozkırın Tezenesi’,‘Garip’, ‘Kara Suratlı’ gibi benzetmelere layık görülmüştür. Türkülerinin bu kadar çok sevilip, dinlenmesinin en büyük nedeni, Ertaş’ın yaşadıklarını yazıp, dile getirmesidir. Birçok örneği olmasına rağmen, ilk akla gelen eserleri; Leyla’dan ayrıldıktan sonra bestelediği, ‘’Yazımı Kışa Çevirdin’’, ‘’Kendim Ettim Kendim Buldum’’, ‘’Ahirim Sensin’’ iç dünyasını yaşamıyla bütünleştiren eşsiz eserleridir. Ertaş sadece kendi hikâyesinden değil, toplumun ve gözlemlediği insanların yaşamlarından da beslenmiştir. ‘’Anam Ağlar Başucumda’’ türküsünü, bir köy düğününe çalıp söylemeye gittiğinde, odanın birinde hasta oğlunun başında bekleyen bir anneden etkilenerek, o akşam eve döndüğünde bestelemiştir.

Neşet Ertaş’ı eserlerinin yanı sıra farklı kılan; halkın gönül tahtına oturmasını sağlayan en önemli özelliğidir alçak gönüllülüğü. Babasının tabiriyle, gariptir o. Gerçek bir Abdal gibi yaşamış ve özünü sözünü hiçbir zaman inkar etmemiştir. ‘’ Kendini bilen, bilmeyenin kusuruna bakmaz’’ diyen bir sanatçı her şeyden önce iyi bir insandır. Konserlerinde dinleyicilerine sıklıkla sarf ettiği ‘’Ayaklarınızın turabı, gönüllerinizin hızmatcısıyım efendim’’ sözünü, tüm sanatçıların çerçeveletip duvarlarına asmaları, her gün karşısına geçtikleri aynaya bakar gibi, o yazıya bakmaları ve yüksek sesle okumaları gerektiğini söylesem mübalağa etmiş olur muyum bilmem ama, o sözün alelade bir söz olmadığının altını bu düşüncelerle çizebiliriz.

Neşet Ertaş’a ‘devlet sanatçılığı’ unvanı teklif edilmesine rağmen, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek, bu unvanı reddetmesi, Ertaş için söylenen ‘’Neşet Ertaş’ı bilmeyen nesle aşina değiliz’’ sözünün durduk yere söylenmediğinin resmidir.’’Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur.’’ Sözü de Neşet Ertaş’a ve Ertaş gibi gerçek sanatçılara çıkar.

‘’Bir kökte uzamış sarmaşık gibi’’ gönül dağını titreten büyük bir ozandır Neşet Ertaş. Kimi zaman ‘Kırşehirin Gülleri’, kimi zaman ’Niğde Bağları’ ile milyonları coşturan Ertaş, ‘Zahidem’, ‘Neredesin Sen’, ‘Yalan Dünya’, ‘Seher Vakti Çaldım Yarin Kapısını’, ‘Sanki Sam Yelisin’, ‘Niye Çattın Kaşlarını’ gibi çok sayıda nesilden nesile aktarılacak türküleriyle kalbimize dokunmuş gerçek bir sanatçı, kara suratlı bir abi, ‘Mevlam ayrılık vermesin gökte uçan Leyla’m’ diyerek, kendi sevdasından ve hayatından ayrı görmediği insanların babasıdır.

Neşet Ertaş / d. 1938, Çiçekdağı, Kırşehir / ö. 25 Eylül 2012 İzmir

Anısına saygıyla…

Ekim 2015

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu