REDSTONE FRANCHISE BAŞVURUSU İÇİN HEMEN TIKLAYIN! Uluslararası ve %100 Türk Sermayeli Gayrimenkul Franchise Şirketi
Gebze Haber

Davutoğlu’ndan iktidara zor soru: İşgalcilerin kanlı sofrasına oturma talimatını kim verdi?

Davutoğlu’nun gündeminin ilk sırasında Kudüs’te yaşanan olaylar vardı. İsrail’in her Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya yönelik kasıtlı provokasyon yapmayı alışkanlık haline getirdiğini söyleyen Davutoğlu, “İşgalci İsrail’in zalimliği dünyanın gözü önünde bir kez daha tescil edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası toplumun ve İslam dünyası liderlerinin verdiği tepkilerin caydırıcılıktan uzak kaldığını söyleyen Davutoğlu, İsrail Dışişleri Bakanı’nın verdiği davete Türk maslahatgüzarının katılım göstermesi dolayısıyla iktidara da sert eleştirilerde bulundu ve hesap sordu.

Davutoğlu’nun konuşmasından bazı satır başları şu şekilde:

Saldırının yaşandığı anlarda yaptığımız açıklamada kınama yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve diğer siyasi liderleri ortak tavır almaya davet etmiş ve dört adımlık bir eylem planını hayata geçirme çağrısında bulunmuştum. Cumhurbaşkanı Erdoğan somut adımlar atmak yerine hamasi nitelikli konuşmalar yapmakla yetinmiştir.

Daha da acısı, dış politikada son dönemde artık kanıksanan ilkesi ve tutarsız tavırlardan biri daha sergilenmiş ve Türkiye’nin İsrail nezdindeki Maslahatgüzarının Mavi Marmara katliamı döneminde Genelkurmay Başkanı olan şimdiki İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Askenazi’nin verdiği iftar yemeğine ülkemizi temsilen katılmasına onay verilmiştir. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı da aynı günlerde Ankara’daki İsrail maslahatgüzarını makamında ağırlamıştır.

Filistinli kardeşlerimizin Mescid-i Aksa’da dökülen kanları pahasına işgalcilere direnirken, onların onur timsali olarak gördüğü ve bağırlarına bastığı aziz albayrağımızın işgalci saldırganların sofrasının hemen yanında dalgalanması hepimiz için yüz kızartıcı bir tablo oluşturmuştur. Mescid-i Aksa feryat ederken böylesi bir davete katılan Müslüman ülke temsilcileri de tarih ve Müslüman toplumlar nezdinde hesap veremeyecekleri bir skandala imza atmışlardır.

İŞGALCİLERİN KANLI SOFRASINA OTURMA TALİMATINI KİM VERDİ?

Cumhurbaşkanına sesleniyorum: “Siz iç kamuoyunu ve Mescid-i Aksa hassasiyetini yüreklerinde taşıyan geniş kitleleri tatmin etmek için Ankara’da İsrail’i terör devleti ilan ederken, İsrail’deki maslahatgüzarımızın sizi temsilen işgalcilerin kanlı iftar sofrasına şerefli al bayrağımızla katılma onursuzluğunu bize yaşatma talimatını kim vermiştir?” Bunun hesabını soracak mısınız? Hiç zannetmiyorum. Siz bu meseleyi ve caydırıcı gücü Kudüs-ü Şerif’i İsrail’in ebedi başkenti ilan eden Trump’ın “ahmak olma!” mektubuna boyun eğdiğiniz gün kaybettiniz! Siz “One Minute” deme kudretini böylesi hassas konuları damatlar üzerinden yürütülen gizli diplomasi masasına yatırdığınız gün kaybettiniz. Siz onurlu, iddialı ve ilkeli dış politika yapabilme kabiliyetini şahsi ilişkilerinizi ve ikbalinizi ülkemizin çıkarlarına ve mazlum milletlerin feryatlarına tercih ettiğiniz gün kaybettiniz!

SAĞLIK BAKANI “AŞI DİPLOMASİSİNİ YÜZÜMÜZE GÖZÜMÜZE BULAŞTIRDIK” DİYECEĞİNE…

Kudüs’teki zulme en azından sözlü olarak tepki veren Cumhurbaşkanı ve iktidar ortağı Bahçeli Doğu Türkistan’daki zulümle ilgili ise sessizliklerini sürdürüyorlar. Sayın Bahçeli Kudüs açıklamasının arasına utangaç bir şekilde Kaşgar kelimesini koyarak bütün bir Türk dünyasının ve insanlığın feryat ettiği bir zulüm konusunda sessiz kalmasını unutturamaz.  Sessizlik yetmiyormuş gibi Sağlık Bakanı bir adım daha öteye giderek aşı tedariki konusundaki acziyetlerinin sorumluluğunu Doğu Türkistan için sesinizi yükseltin diyen bizlere ve muhalefete atma cüreti gösterdi. Dedi ki: “’Bugün Çin’den aşı gelecekti nerede’ diye soranlar, dün Çin ile aramızdaki hassas konuları kaşıyarak ilişkilerimizi bozmaya çalışıyorlardı.” Pes doğrusu! Sayın Bakan çıkıp “aşı diplomasisini yüze göze bulaştırdık; aşı tedarikinde Doğu Türkistan’da Müslüman Türk varlığını ve kimliğini yok etmeye çalışan bir ülkeye tek taraflı bağımlı olmak ve aşı tedarik etmek için kırk takla atmak musibet olarak bize yeter!” demiyor da.

BU İDDİALARA EN ÜST DÜZEYDE AÇIKLAMA YAPILMALIDIR!

Daha düne kadar iktidar yandaşlarınca sosyal medyada bir kahraman gibi alkışlanan ve iktidarın sağladığı korumalarla dolaşan birisi şimdi aynı iktidar tarafından suç örgütü lideri ilan edilerek kırmızı bültenle aranıyor ve her gün yayınladığı videolarla ülke gündemini belirliyor.

Şimdi sormak lazım: Ne değişti? Yaşananlar vahimdir. Ortaya atılan iddialar güvenlik bürokrasisi düzeyinde açıklamalarla geçiştirilmenin çok ötesindedir. Bu konuda en üst düzeyde açıklama yapılmak zorundadır. Bu açık bir şekilde doksanlı yılların Türkiyesine geri dönüştür. Meşru siyasi aktörler medya ambargoları ile baskı altına alınmışken, şu ya da bu mafyatik kişiler ve gruplar ülke gündemine ağırlık koyuyorsa başta Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes “nereye gidiyoruz” sorusunu sormak zorundadır.

İKTİDAR HESAP VERMEDEN “128 MİLYAR DOLAR NEREDE?” SORUSUNDAN KURTULAMAZ

Öte yandan bu toplum, Sayın Cumhurbaşkanı ve Bakan’dan 128 Milyar dolar konusuyla alakalı sorulara hala cevap bekliyor. Ama hepsi birden topu taca atmayı sürdürüyor. Bakın o malum sorular hala ortada:

  1. Daha önce Merkez Bankası bütün döviz müdahalelerini şeffaf şekilde yaparken neden gizli şekilde yapma ihtiyacı duydu?
  2. 2018 yılına kadar bütün döviz müdahaleleri Merkez Bankası tarafından yapılmışken, 2018 sonrasında bunun neden arka kapı yöntemiyle kamu bankalarına yaptırıldığına dair soru hala cevapsız.
  3. 128 milyar doların çarçur edilmesinde hiç problem yok mu? Bu işi yapanlar, Merkez Bankası bu rezervleri tekrar yerine koymaya çalışsa oluşacak maliyetin farkındalar mıydı?
  4. Daha temele inersek, yabancılar ve halk neden döviz aldı? Bu satışlarda satış kuruna kim, nasıl karar verdi? Satılan dövizleri alan nihai tüketici kimdi ve kime ne kadar döviz satışı yapıldı? Bu mühim sorular da hala ortada.

Bu sene turizmden gelecek dövizi bir kaç milyar dolar daha artırma ümidiyle vatandaşı destekten ve ekmekten mahrum bırakıp eve kapatırken; 128 milyar doların hesabının verilmeyeceğini zannetmek, “protokol yapılmış canım” deyip bu işten sıyrılmak mümkün değildir. Sayın Bakanın da etrafındakilerin de, başta CB olmak üzere en tepedekilerin de artık şunu anlamaları şart:  “128 Milyar Dolar” artık kaçılabilecek bir soru değil ve ülkenin sırtındaki kamburları kat be kat artıran bu mesele bütün yönleriyle aydınlatılmadıkça hükümet “128 Milyar Dolar Nerede?” sorusuna muhatap olmaktan kurtulamayacaktır.

Gebze Haber Merkezi

Gebze Haber Merkezi | Gebze'nin Haber Merkezi. Özgün, Yaratıcı, Yenilikçi Bakış Açısı ile Doğru, Tarafsız, Araştırmacı Gazetecilik.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu